Ürün Fiyatlandırma

24 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kobi Bilgi, Satış

Ürün Fiyatlandırma

Şirketlere fiyatlandırma konusunda kendilerine bir yol haritası hazırlayabilmeleri ve doğruya en yakına ulaşabilmeleri için bazı soruların cevaplarını vermeleri gerekir. Bu soruları gruplar halinde bir araya toplamak ve örnekler yaratmak yardımcı olabilir.

Alternatif Çözümler

Alıcılar, sorunlarını çözmek için hangi seçeneklere sahipler? Bu seçeneklerin farkındalar mı?
Rakip ürünleri iyi bilen müşteriler, genel olarak bu ürünlerin fiyatlarını bir karşılaştırma unsuru olarak kullanacaklardır. Elbette, seçenekler net olmasa bile müşterilerin en yakın fikirleri karşılaştırma amaçlı kullanabileceklerini hatırlamanız gerekiyor. Örneğin; yüklenebilir tüm yazılımları “paylaşımlı yazılımlar” kategorisine koyabilir ve yüklenebilir yazılımların düşük fiyatlı olmasını bekleyebilirler.

Karşılaştırma Kolaylığı
Alıcıların diğer tedarikçilerin ürünleriyle karşılaştırma yapmaları ne kadar zor? Yararlar hemen algılanabiliyor mu? Yoksa önce bunların yaşanması mı gerekiyor?
Şu çok açık ki, firmalar bu nedenle müşterilerine genellikle ücretsiz deneme imkanı sunuyor. Bu durum, müşterilere farklı tedarikçilerin ürünlerini kolayca karşılaştırma imkanı veriyor. Müşterilere bir deneme olmadan yararları anlaşılamayacak bir ürünü test etme olanağını sunmamak, fiyatlandırmayı neredeyse imkansız kılıyor.

Benzersiz Yararlar
Ürün, onu rakip ürünlerden farklılaştıracak benzersiz yararlar sunuyor mu? Müşteriler, bu benzersiz yararların kendileri için çok önemli olduğunu hissediyorlar mı?
Farklılaştırıcı yararların müşteriler açısından ne kadar önemli olduğunu görmek için pek çok teknik geliştirildi. Bu yararlar üzerine kurulu bir fiyat seviyesi belirlemek, elbette şirketlerin en çok ilgilendikleri konular. Birleşik analiz türü araçları kullanmadan, bir müşterinin ödeme isteğini ölçmek gibi araştırma tabanlı yöntemlere başvurmalısınız.

Parasal Değer
Alıcının yaptığı harcamaların gerek kesin rakamlar, gerekse yüzde olarak önem derecesi nedir?
Bu, genellikle fiyatlandırmanın göz ardı edilen bir boyutudur. Diyelim, müşterinin, yüklediği yazılımları daha etkin bir biçimde yönetmesine yardımcı olacak yeni bir ek yazılım gibi, ana İSS harcamasını destekleyecek bir ürün satıyorsunuz. İSS masrafları ayda 19,95 dolarsa ve ek ürünü ayda 5 dolara satıyorsanız, bu, görece olarak dolar bazında düşük bir rakamdır; ama müşteri açısından kabaca yüzde  25’lik bir artışı temsil eder! Müşterilerinizin kesin rakama değil, yüzdeye bakacağını bilmeniz gerekir.

Tamamlayıcı Maliyetler
Alıcılar, ürünün devamlı kullanımı için ne kadarlık tamamlayıcı ürün harcaması yapmalılar? Bu harcamaları yapmak zorundalar mı?
Alıcılar, teknoloji ürünlerini kullanmak için yapmaları gereken toplam harcamalar konusunda daha bilinçli hale geliyorlar. Bu harcama sisteminin sizin payınıza düşen kısmını ödemek için ne kadar istekli olduklarını değerlendirirken bu noktayı da düşüneceklerini unutmayın. Bu uyarıdan sonra, tamamlayıcı bir ürün sattığınızda bu sorunun ne kadar önemli olduğunu hatırlayın. Örneğin, şirketler uzun süredir usturayı bırakıp bıçakla para kazanmanın en iyi yöntem olduğunu biliyorlar. Tüketici, ikisine de ihtiyaç duyuyor; ama tüketicinin bu ürünleri nasıl kullandığını bilmek, farklı öğelerin nasıl fiyatlandırılacağını daha kolay görme imkanı sağlıyor.

Ofisinizde Çalışanları Nasıl Canlandırırsınız?

08 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Kalite, Kobi Bilgi

Ofisinizde Çalışanları Nasıl Canlandırırsınız?

Eğer ofis içinde çalışma oranınız fazlaysa, gün içinde sizi yoran, veriminizi düşüren ya da bedeninizde ağrılara yol açan, yaşam kalitenizi düşüren, farkında olmadığınız çok sayıda etken var… Bunların çoğundan kaçışımız yok… Ancak pratik ve doğru hareketlerle birçoğunu azaltmanız mümkün:

20/20 kuralını uygulayın: 20 dakikada bir bilgisayar ekranınızdan gözünüzü çevirip, 20 saniye süreyle, 6 met­re uzaklıkta bir objeye bakın. Sürekli olarak bilgisayar ekranına bakmak, göz kırpma sayınızı azaltır ve bu da gözlerde kuruluğa, yorgunluğa ve kızarıklığa yol açar. Bu egzersizle, gözlerinize rahatlama fırsatı vermiş olursunuz.

Mouse’u kolunuzun tama­mını kullanarak hareket ettirin: Mouse’unuzu kullanırken yalnızca bileğinizi değil, kolunuzun tamamını kul­lanarak hareket ettirin. Böylece kolunuzun üst kısmını rahatlatmış olursunuz.

Fiziksel çalışma alanınızı doğru ayarlayın: Bilgisayar ekra­nınız tam göz hizanızda olmalı, ayaklarınız, dizleriniz 90 derece olacak şekilde yere düz basmalı, klavyeniz masanızdan daha aşağı­da, dizlerinizin üzerinde durmalı, sandalyenizin arkası sırtınızı kavrayacak şekilde olmalı.

Mikro molalar alın: “Mikro mola”, her yarım saatte bir alınan 30­-60 saniyelik molalardır. Bunların en güzel yanı, masanızdan kalkmanıza gerek olmaması. Ayrıca yorgun olduğunuz zaman, bu molalarda bazı basit eg­zersizler yapmak, yeniden canlanmanızı sağlayacaktır.

Ofisten dışarı çıkın: Öğle yemeği ­için ofisten çıkmak, gün içerisinde bir ara vermek, nefes almak ve yeniden enerji toplamak için çok iyi bir fırsat. Her gün minimum 20 dakika yürüyüş yapmaya gayret edin. Bu enerji seviyenizi yükselterek ve stresinizi azaltacaktır.

Laptop ile geçirdiğiniz sü­reyi minimumda tutun: Bütün gü­nü bilgisayar ekranına bakarak ge­çirdiğiniz uzun bir günün ardın­dan, en az ihtiyacınız olan şey laptop’ta internette dolan­maya başlamak. Gözler uzun bir iş gününün ardından hem yorgun düşmüş oluyor, hem de çoğu laptop’un monitör ve klavyesinin birbirine yakın olması, duruşunuzu uygun biçimde şekillendirmenize izin vermiyor.