Ürün Fiyatlandırma

24 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kobi Bilgi, Satış

Ürün Fiyatlandırma

Şirketlere fiyatlandırma konusunda kendilerine bir yol haritası hazırlayabilmeleri ve doğruya en yakına ulaşabilmeleri için bazı soruların cevaplarını vermeleri gerekir. Bu soruları gruplar halinde bir araya toplamak ve örnekler yaratmak yardımcı olabilir.

Alternatif Çözümler

Alıcılar, sorunlarını çözmek için hangi seçeneklere sahipler? Bu seçeneklerin farkındalar mı?
Rakip ürünleri iyi bilen müşteriler, genel olarak bu ürünlerin fiyatlarını bir karşılaştırma unsuru olarak kullanacaklardır. Elbette, seçenekler net olmasa bile müşterilerin en yakın fikirleri karşılaştırma amaçlı kullanabileceklerini hatırlamanız gerekiyor. Örneğin; yüklenebilir tüm yazılımları “paylaşımlı yazılımlar” kategorisine koyabilir ve yüklenebilir yazılımların düşük fiyatlı olmasını bekleyebilirler.

Karşılaştırma Kolaylığı
Alıcıların diğer tedarikçilerin ürünleriyle karşılaştırma yapmaları ne kadar zor? Yararlar hemen algılanabiliyor mu? Yoksa önce bunların yaşanması mı gerekiyor?
Şu çok açık ki, firmalar bu nedenle müşterilerine genellikle ücretsiz deneme imkanı sunuyor. Bu durum, müşterilere farklı tedarikçilerin ürünlerini kolayca karşılaştırma imkanı veriyor. Müşterilere bir deneme olmadan yararları anlaşılamayacak bir ürünü test etme olanağını sunmamak, fiyatlandırmayı neredeyse imkansız kılıyor.

Benzersiz Yararlar
Ürün, onu rakip ürünlerden farklılaştıracak benzersiz yararlar sunuyor mu? Müşteriler, bu benzersiz yararların kendileri için çok önemli olduğunu hissediyorlar mı?
Farklılaştırıcı yararların müşteriler açısından ne kadar önemli olduğunu görmek için pek çok teknik geliştirildi. Bu yararlar üzerine kurulu bir fiyat seviyesi belirlemek, elbette şirketlerin en çok ilgilendikleri konular. Birleşik analiz türü araçları kullanmadan, bir müşterinin ödeme isteğini ölçmek gibi araştırma tabanlı yöntemlere başvurmalısınız.

Parasal Değer
Alıcının yaptığı harcamaların gerek kesin rakamlar, gerekse yüzde olarak önem derecesi nedir?
Bu, genellikle fiyatlandırmanın göz ardı edilen bir boyutudur. Diyelim, müşterinin, yüklediği yazılımları daha etkin bir biçimde yönetmesine yardımcı olacak yeni bir ek yazılım gibi, ana İSS harcamasını destekleyecek bir ürün satıyorsunuz. İSS masrafları ayda 19,95 dolarsa ve ek ürünü ayda 5 dolara satıyorsanız, bu, görece olarak dolar bazında düşük bir rakamdır; ama müşteri açısından kabaca yüzde  25’lik bir artışı temsil eder! Müşterilerinizin kesin rakama değil, yüzdeye bakacağını bilmeniz gerekir.

Tamamlayıcı Maliyetler
Alıcılar, ürünün devamlı kullanımı için ne kadarlık tamamlayıcı ürün harcaması yapmalılar? Bu harcamaları yapmak zorundalar mı?
Alıcılar, teknoloji ürünlerini kullanmak için yapmaları gereken toplam harcamalar konusunda daha bilinçli hale geliyorlar. Bu harcama sisteminin sizin payınıza düşen kısmını ödemek için ne kadar istekli olduklarını değerlendirirken bu noktayı da düşüneceklerini unutmayın. Bu uyarıdan sonra, tamamlayıcı bir ürün sattığınızda bu sorunun ne kadar önemli olduğunu hatırlayın. Örneğin, şirketler uzun süredir usturayı bırakıp bıçakla para kazanmanın en iyi yöntem olduğunu biliyorlar. Tüketici, ikisine de ihtiyaç duyuyor; ama tüketicinin bu ürünleri nasıl kullandığını bilmek, farklı öğelerin nasıl fiyatlandırılacağını daha kolay görme imkanı sağlıyor.

Ofisinizde Çalışanları Nasıl Canlandırırsınız?

08 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Kalite, Kobi Bilgi

Ofisinizde Çalışanları Nasıl Canlandırırsınız?

Eğer ofis içinde çalışma oranınız fazlaysa, gün içinde sizi yoran, veriminizi düşüren ya da bedeninizde ağrılara yol açan, yaşam kalitenizi düşüren, farkında olmadığınız çok sayıda etken var… Bunların çoğundan kaçışımız yok… Ancak pratik ve doğru hareketlerle birçoğunu azaltmanız mümkün:

20/20 kuralını uygulayın: 20 dakikada bir bilgisayar ekranınızdan gözünüzü çevirip, 20 saniye süreyle, 6 met­re uzaklıkta bir objeye bakın. Sürekli olarak bilgisayar ekranına bakmak, göz kırpma sayınızı azaltır ve bu da gözlerde kuruluğa, yorgunluğa ve kızarıklığa yol açar. Bu egzersizle, gözlerinize rahatlama fırsatı vermiş olursunuz.

Mouse’u kolunuzun tama­mını kullanarak hareket ettirin: Mouse’unuzu kullanırken yalnızca bileğinizi değil, kolunuzun tamamını kul­lanarak hareket ettirin. Böylece kolunuzun üst kısmını rahatlatmış olursunuz.

Fiziksel çalışma alanınızı doğru ayarlayın: Bilgisayar ekra­nınız tam göz hizanızda olmalı, ayaklarınız, dizleriniz 90 derece olacak şekilde yere düz basmalı, klavyeniz masanızdan daha aşağı­da, dizlerinizin üzerinde durmalı, sandalyenizin arkası sırtınızı kavrayacak şekilde olmalı.

Mikro molalar alın: “Mikro mola”, her yarım saatte bir alınan 30­-60 saniyelik molalardır. Bunların en güzel yanı, masanızdan kalkmanıza gerek olmaması. Ayrıca yorgun olduğunuz zaman, bu molalarda bazı basit eg­zersizler yapmak, yeniden canlanmanızı sağlayacaktır.

Ofisten dışarı çıkın: Öğle yemeği ­için ofisten çıkmak, gün içerisinde bir ara vermek, nefes almak ve yeniden enerji toplamak için çok iyi bir fırsat. Her gün minimum 20 dakika yürüyüş yapmaya gayret edin. Bu enerji seviyenizi yükselterek ve stresinizi azaltacaktır.

Laptop ile geçirdiğiniz sü­reyi minimumda tutun: Bütün gü­nü bilgisayar ekranına bakarak ge­çirdiğiniz uzun bir günün ardın­dan, en az ihtiyacınız olan şey laptop’ta internette dolan­maya başlamak. Gözler uzun bir iş gününün ardından hem yorgun düşmüş oluyor, hem de çoğu laptop’un monitör ve klavyesinin birbirine yakın olması, duruşunuzu uygun biçimde şekillendirmenize izin vermiyor.

Birleşme Kolaylığı Getiren Yasanın Avantajları Neler

29 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Kobi Bilgi

Birleşme Kolaylığı Getiren Yasanın Avantajları Neler

KOBİ’ler ülkemizin gözbebeği olan işletmeler. Yasa ile KOBİ’lerle ilgili bir tanım yapıldı. Denildi ki; ciroları yani satışları veya aktifleri, yirmi beş milyon liranın altında olanlar KOBİ’dir. Yanlarında çalıştırdığı işçi sayısı iki yüz elli kişiyi aşmayanlar KOBİ’dir. Bu şekliyle dönüp baktığımızda ülkemizde bakkaldan, kasaptan, manavdan, yedek parçacıdan, mobilyacıdan, inşaatçıdan, oto alım satımı yapandan, liste uzayıp gidiyor; cirosu yıllık yirmi beş milyonu, eski parayla yirmi beş trilyonu aşmayan KOBİ sayıldığından, çok rahat bir şekilde Türkiye’deki işletmelerin yüzde doksan dokuzunun, hatta doksan dokuz nokta dokuzunun KOBİ olduğunu belirtebiliriz. KOBİ sayılmayan Türkiye’deki şirketlerin sayısı bin iki yüz civarında. O nedenle KOBİ’lere yönelik bir canlandırma, KOBİ’lere yönelik bir avantaj sağlama, eşittir Türkiye’ye avantaj sağlamak olacağı için birleşme yoluyla da bir avantaj sağlanıyor. Onun dışında da KOBİ’lere yönelik bir sürü avantajlar getirildi. Mesela ucuz kredi yönünden, çalıştırdıkları işçiler yönünden vs. Bu birleşme olayında deniliyor ki; KOBİ’ler siz birleşin, anonim şirket şeklinde birleşin ve çalıştırdığınız işçi sayısında bir azalma olmaz ise sizden üç yıl süre ile yüzde yirmi yerine yüzde beş oranında kurumlar vergisi alacağım. Yani kurumlar vergisini yüzde yetmiş beş oranında indireceğim. Neredeyse kazancınızdan vergi ödemeyeceksiniz şeklinde bir düzenleme yapılması söz konusu. Son derece anlamlı, yararlı bir uygulama. Ama karlı olan işletmeler, vergi ödeyen işletmeler, KOBİ’ler için avantajlı. Maalesef zarar edenler için vergi söz konusu olmadığından onlara bir avantaj vergi yönünden getirmiyor.

Kimler İhracatçı Alabilir

25 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Kobi Bilgi, Uzman, Uzman Video, İhracat

Kimler İhracatçı Alabilir

Uzmanlar Açıklıyor Kimler ihracatçı olabilir icracat yapabilmek için gerekli vasıflar ve koşullar nelerdir?

Videomuzu İzliyoruz.

Hayvancılık Ruhsatı Almak İsteyenlere Kolaylık Getiriliyor

19 Mayıs 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Kobi Bilgi

Hayvancılık Ruhsatı Almak İsteyenlere Kolaylık Getiriliyor

Hayvancılık işletmelerine, asgari teknik ve hijyenik şartlara uymak üzere, çalışma izni almak için verilen başvuru süresi, 2009 Ağustos ayında doluyor. Ancak 2,5 milyon hayvancılık işletmesinden yalnızca 900′e yakını asgari teknik ve hijyenik şartları sağlayarak izin alabildiği için, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, izin almayı kolaylaştırmak üzere yönetmelik değişikliğine gidiyor.

Yönetmelik değişikliği ile 20′den az büyükbaş, 100′den az küçükbaş hayvan bulunan hayvancılık işletmeleri “4’üncü sınıf işletme” olarak nitelendirilirken, bunlara, asgari teknik ve hijyenik şartları taşımaları şartı ile bakanlık il ve ilçe müdürlükleri tarafından çalışma izni verilebilecek. Halen 2,5 milyon hayvancılık işletmesinin yüzde 90′ından fazlasında 20′den daha az büyükbaş hayvan olduğu dikkate alınırsa, yönetmeliğe göre, Türkiye’de ticari amaçlı hayvancılık işletmesi yok denecek kadar az.

Yeni yönetmelik uyarınca, 20′den fazla büyükbaş hayvan bulunduran işletmeler, mülki idare amirliklerinden çalışma izni alacak. Gerçek ve tüzel kişilere ait hayvancılık işletmelerinin çalışma ve denetleme esaslarını düzenleyen yönetmelik taslağı ile hayvancılık işletmeleri, barındırdıkları hayvan sayısına ve kapasitelerine göre 4 gruba ayrıldı.

Serbest Bölgelerde Çalışan Personelin Gelir Vergisi İstisnası

07 Nisan 2009 Yazan admin  
Kategori Kobi Bilgi, Muhasebe, Vergi

Serbest Bölgelerde Çalışan Personelin Gelir Vergisi İstisnası

Maliye Bakanlığı’nın serbest bölgelerde istihdam edilen personelin ücretlerinin gelir vergisinden istisna edilmesiyle ilgili usul ve esasları düzenleyen Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Serbest bölgelerde, üretim faaliyeti ile birlikte başka konularda da faaliyette bulunan mükelleflerin satış, pazarlama, muhasebe, lojistik vb. departmanlarda çalışan personelleri de gelir vergisi istisnası kapsamında değerlendirilecek.

Serbest Bölgeler Kanunu ve Gümrük Kanunu’nda geçen yıl yapılan değişiklik ile 1 Ocak 2009′dan geçerli olmak üzere, Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar; serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden, ayrıca bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az yüzde 85′ini ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden istisna tutulmuştu. Kanun uyarınca, bu oranı yüzde 50′ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkili bulunuyor. Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kâğıtlar da damga vergisi ve harçlardan müstesna bulunuyor.

Maliye Bakanlığı’nın kanunun uygulanmasına ilişkin tebliğinde, kanun uyarınca, 1 Ocak 2009′dan geçerli olmak üzere serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükellefler tarafından bölgelerde üretilen ürünlerin toplam FOB bedelinin en az yüzde 85;inin ihraç edilmesi kaydıyla, istihdam edilen personele ödenen ücretlerin gelir vergisinden istisna edildiği hatırlatılarak, bölge içinde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretime ilişkin istihdam ettikleri tüm personele ödedikleri ücretlerin gelir vergisinden istisna edileceği belirtildi.

Tebliğe göre, üretim faaliyeti ile birlikte başka konularda da faaliyette bulunan mükelleflerin satış, pazarlama, muhasebe, lojistik vb. departmanlarda çalışan personelleri de istisna kapsamında değerlendirilecek. Gelir vergisinden istisna edilen ücretlerde üst sınır bulunmadığından, ücretler üzerinden hesaplanan vergi tutarının tamamı istisna edilecek. İstisna uygulamasında, asgari geçim indirimi mahsup edilerek kalan tutar tecile konu olacak.

Perakende Sektörünü 2009’da Neler Bekliyor

23 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Kobi Bilgi

Perakende Sektörünü 2009’da Neler Bekliyor
Türkiye’nin son yıllarda en hızlı büyüyen sektörlerinden perakende, 2008 yılında metrekarede yüzde 17, ciroda ise yüzde 8-9 civarında büyüme gösterdi ancak bu rakamlar, hem geçen yılın hem de beklenenin altında kaldı. 2008’in gündem konularından biri de perakendeciler ve alışveriş merkezleri arasındaki “kira” sürtüşmeleri oldu. Ertelenen, iptal edilen ve bekletilen yatırımlarla birlikte perakende sektörünün 2009’u büyümesini sindirmesi ön görülüyor.

Perakende Türkiye’nin son yıllarda en hızlı büyüdüğü sektörlerden biri oldu. Özellikle alışveriş merkezi yatırımlarıyla perakende sektörü kayıt altına alınırken, yerli markalar görülmemiş büyüme oranları yakaladı. Aynı rüzgar gıdadan elektroniğe, mobilyadan hazır giyime yabancıların da Türkiye’ye gelmesini sağladı. 2007 yılı sonunda toplam 150 milyar dolarlık cirosuyla perakende; enerji, eğitim ve sağlığın ardından Türkiye’de 4’üncü büyük sektör oldu. 2008 yılında ise 70 milyarı organize olmak üzere sektör, 165 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış olacak. 2007’de metrekarede yüzde 27 büyüyen organize perakende sektörü 2008 yılında Kasım ayı sonuna kadar yüzde 17 büyüme oranına ulaştı. Geçen yıl sektörün cirosu yüzde 13 civarında büyürken, bu yıl hedeflediği yüzde 10 büyüme hedefini tutturamadı. Yılın yüzde 8-9 civarında bir büyüme ile kapanması bekleniyor. Ciro artışının, metrekare artışının gerisinde kalması, sektörün en büyük problemlerinden biri olarak anılıyor. Sektör cirosunun 2010’da 199 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor.

Kira: Ciro mu? Metrekare mi?
2008 yılında sektöre perakendeciler ile alışveriş merkezleri (AVM) arasındaki kavgalar damgasını vurdu. Hem yerli hem yabancı markalar üyesi oldukları dernekler aracılığıyla kiralar başta olmak üzere pek çok maliyet kalemiyle ilgili olarak sıkı pazarlıklara girişirken, kimi zaman restleşmeler kimi zaman da kepenk kapatma eylemleri yapıldı. Kiranın bu kadar çok tartışılmasının nedenleri arasında küresel krizle daha çok hissedilen durgunluk, ani bir şekilde yükselen dolar ve euro sayılıyor. Cirodan kira ödenmesi, reklam desteği verilmesi ve genel giderlerin içeriğine ilişkin düzenlemeler yapılması ise pek çok perakendeci tarafından dile getirilen talepler oldu. Piyasadaki durgunluk nedeniyle yapılan promosyonlar 2008’i “indirimler yılı” yaptı. Markalar, indirimle satışlarını koruyabildi. İngiltere, İspanya ve Fransa gibi ülkelerde de erken indirimler yapıldı.

Yatırım Yorgunluğu
Son 4 yılda hem markalar hem de AVM’ler hız kesmeden büyürken, 2008, rekabetin zirve yaptığı yıl oldu. 2008 yılında ’yatırım yorgunluğu’ hissedildiği açıkça ifade edilirken, 2009’da perakende de bugüne kadar yapılan yatırımların sindirileceği, biraz nefes alınacağı görüşü ağırlık kazanıyor.

Tüketici, 2009’da Kral Olacak
Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkanı Nurşin Oral, şu değerlendirmeyi yapıyor: “2008 inişli çıkışlı geçti, ciro artışı büyümenin arkasında kaldı. 2009’da yeni dinamikler, yeni gerçekler olacak. Son 3 yıldır yaşanan yoğun yatırımlar 2009’da sindirilecek.Taşların yerinden oynadığı dünya finans sisteminin yeniden inşasına tanıklık edeceğiz.Yeni yatırımlar için taşların yerine oturması beklenecek.Perakendeciler ve AVM’ler 3 noktaya (sürdürülebilirlik, optimizasyon, transformasyon) odaklanacak. Tüketici güveni dünyada da hiç olmadığı kadar düşük seviyelere indi. 2009 “seçici satınalma yılı” olacak. Bol seçenek ve uygun fiyatla tüketici kral olacak.”

2008 Yeni Açılan AVM Yılı Oldu
2008 yeni açılan alışveriş merkezleri yılı oldu. Türkiye toplamında 4,8 milyon metrekare AVM alana ulaşıldı. İnşaatı devam eden 2.8 milyon metrekare büyüklüğündeki AVM yatırımının ise yüzde 45’i İstanbul, kalanı Anadolu’da devam ediyor. 2008 yılının özellikle son 3 ayında, planlanan veya inşasına başlanacak AVM yatırımları Türkiye’de de hissedilen ekonomik kriz nedeniyle askıya alındı. Bazılarının açılış tarihleri ertelenirken, bazı AVM yatırımları başka projelere dönüştürüldü. Yatırımların geri dönüş sürelerinin uzaması da yatırımcıları etkiliyor.

Rekabet Sertleşiyor
GFK’nın yaptığı araştırmaya göre 2007’de yüzde 14 artışla 7,3 milyar euro’ya ulaşan Türk elektronik perakende sektörü 2008’i 6.6 milyar euro ile (700 milyon euro kayıpla) kapatacak. Sektör 2008’de hem fiyat hem de ciroda yüzde 12 gerileme yaşadı. Electro World Genel Müdürü Bahadır Özbek, 2009’da tüketicinin bütçesini daha dikkatli yöneteceğini, tüm zamanların en ağır rekabetinin yaşanacağını söylüyor. Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane ise, teknoloji pazarının yüzde 90’ının klasik bayiler elinde bulunduğunu, genç ve teknolojiyi takip eden genç kitle nedeniyle organize perakendeye yatırım yapılması gerektiğini söylüyor.

Hızlı Tüketime Kriz Henüz Dokunmadı
P&G Türkiye CEO’su Saffet Karpat, krize rağmen 2008’de hızlı tüketim sektöründe henüz büyük bir kayıp yaşanmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “İlk 10 ayda pazar adetsel bazda, önceki yıla oranla az da olsa büyüdü. Küresel ve yerel krizin etkisiyle tüketimde küçülme doğal bir sonuç. Ancak öncelikli ev, otomobil, beyaz ve kahverengi eşya gibi yüksek harcama kalemleri etkileniyor. Hızlı tüketim ürünlerinde tüketici daha bilinçli alışveriş yapacak, parasının karşılığını alacağı ürünleri tercih edecektir. 2009’un ilk altı ayında pazardaki büyüme yavaşlar. 2008’de ürün grubuna göre yüzde 10-15 büyüyen sektörümüz, 2009’da tek rakamlı büyür.”

Gıdanın Büyüklüğü 85 Milyar Dolar
Migros Türk Genel Müdürü Özgür Tort, gıda perakende sektörüne ilişkin şunları söylüyor: “Türkiye’de gıda perakende sektörünün hacmi 85 milyar dolar. 2008 küresel mali sarsıntıların yaşandığı, dünyadaki ekonomik yapıların tartışıldığı bir yıl oldu. Türkiye’de de özellikle krizin çok fazla hissedildiği pazarlara ihracat yapan, ticari ilişki içinde olan şirketler bu dalganın etkisini hissetmeye başladı. Böyle bir dönemde Türkiye perspektifinde organize perakende sektörünün genel ekonomiye katkısı her zamankinden çok daha önemli olacak. Herkesin bu dönemde talebi canlı tutmaya, istihdamı arttırmaya ve diğer maliyetlerini azaltmaya ihtiyacı var.”

Türkiye, Avrupa’nın En Büyük 7’nci, Dünyanın 10’uncu Perakende Pazarı
Cushman&Wakefield’in raporuna göre Türk perakende sektörü Avrupa’da 7’inci, dünyada ise 10’uncu büyüklükte. Deloitte’un yayınladığı Perakendenin Küresel Güçleri 2008 raporunda ise Türkiye gıda harcamalarında Avrupa’nın en büyük 5’inci, gıda dışı harcamalarda ise 8’inci büyük pazarı:

* 2007 yılı sonunda 179 olan AVM sayısı, Kasım 2008’de 225’e ulaştı.

* Türkiye’de 2010’da 350 civarında AVM olacağı öngörülüyor.

* Her bir AVM 1000-4000 arasında istihdam yaratıyor.

* Kasım 2008’e kadar organize parakende toplam 17 milyon 500 bin metrekarelik hizmet alanına ulaştı.

* Organize perakende de 400.000 kişi istihdam ediliyor.

Mermer İhracatı Yüzde 18 Arttı

19 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler, Kobi Bilgi, İhracat

Mermer İhracatı Yüzde 18 Arttı

Dünya mermer üretimi ve ihracatında 5’inci sırada yer alan Türkiye’nin, blok mermer üretiminin ve ihracatının yüzde 18′ini tek başına karşılayan Denizli, sektörde daha da büyümek için “sektörel teşvik” istiyor. Jeolojik çalışmalar sonucu açığa çıkarılan Türkiye’nin toplam 1.077 milyon metreküp görünür mermer rezervinin 72 milyon metreküpünü; 5.404 milyon metreküp olan toplam rezervin ise, 552 milyon metreküpünü barındıran Denizli, görünür mermer rezervi yönünden, Balıkesir’den sonra 2’nci, toplam mermer rezervi bakımından ise, Balıkesir ve Afyon’dan sonra 3’üncü sırada yer alıyor.

Sahip olduğu rezervleri 1985’de yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu sonrası gerçek anlamda değerlendirmeye başlayan ve 2007’ye kadar sürekli artan ihracatlarında, 2008’de, özellikle yüksek maliyetler ve kurdaki değişiklikler nedeni ile azalma yaşayan Denizlili mermerciler, yaşanan küresel kriz nedeni ile sıkıntılı bir sürece girdi. Ürettikleri mermerin yaklaşık yüzde 75′ini ABD’ye gönderen Denizlili üreticileri, inşaat sektöründe yatırımların azaltılması olumsuz etkiliyor.

Türkiye’de, özellikle de Denizli’de mermer sektörünün gelişiminde dönüm noktasının 1985 yılı olduğunu ifade eden Denizli Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Samet Gündüz; “Bu tarihten önce Türkiye, yılda yaklaşık 2 milyon dolar seviyesinde ihracat yapıyordu. 1985’de yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu sonrası büyük bir atlım gösteren sektör, yılda yaklaşık yüzde 30-40 seviyesinde büyüyerek, 2007 yılı sonu itibariyle, 1,25 milyon dolarlık ihracat yaptı. 2008’de ise yüzde 18′lik artışla, ihracat rakamımız 1,5 milyar dolara yükseldi” dedi.

Kredi Musluğunu Kısmıyoruz Otomotiv ve KOBİ’ler İlk Sırada

Kredi musluğunu kısmıyoruz  otomotiv ve KOBİ’ler ilk sırada

Avrupa Yatırım Bankası (AYB), krizde en çok zarar gören kesimlerden olan KOBİ’ler ve otomotivcilere 2009′da da kredi vermeye devam edecek.

1965′ten beri Türkiye’de faaliyet gösteren bankanın başkan yardımcısı Matthias Kollatz-Ahnen, 2009′da yarısından fazlası küçük ve orta boy işletmelere olmak üzere 2 milyar Euro’nun üzerinde kredi vereceklerini açıkladı. Dünyanın her yerinde otomotiv şirketlerinin darboğazdan geçtiğini ifade eden Kollatz-Ahnen, sektörde canlanma yaşanması için önümüzdeki iki yıl kredi sağlayacaklarını, Türk otomotiv sektörünün de bu yardımlardan faydalanacağını kaydetti. Banka, Doğu ve Batı farkı gözetmeksizin çevreye duyarlı enerji projeleri başta olmak üzere proje finansmanına devam edecek. Kollatz-Ahnen, bankanın asıl rolünün KOBİ finansmanı olduğuna işaret ederek, bu yıl verilecek toplam kredilerin 1,1 milyar Euro’sunun bu işletmelere verileceğini kaydetti. Avrupa Yatırım Bankası, İstanbul metro projesine 700 milyon Euro finansman sağlayarak, Türkiye’de bir kamu projesine bugüne kadar verilen en büyük desteği vermişti. Banka, 2008′de Türkiye’de ulaşım, küresel kredi, enerji, şehir altyapı yatırımı ve sanayi projeleri için 2 milyar 705 milyon Euro’luk kredi sağladı. 2009 yılı için bankaya 5-10 arası enerji ve telekom projesi kredi için başvuruda bulundu. Bunlardan Zorlu Enerji’nin rüzgâr enerjisi projesi 50 milyon Euro’luk onay aldı.

Factoring Nedir? Factoring’in Atnımı

15 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Finansman, Kobi Bilgi

Factoring Nedir? Factoring’in Atnımı

Factoring, büyük miktarda kredili satışlar yapan firmaların, bu satışlardan doğan alacak haklarının ‘factor’ veya ‘factoring şirketi’ olarak adlandırılan finansal kuruluşlar tarafından satın alınması esasına dayanan finansal bir faaliyet. Bir factoring anlaşması ile factor, satıcı firmanın yaptığı kredili satışlarla ilgili her türlü muhasebe kayıtlarının tutulması, kredili satışlardan doğan alacakların vadesinde tahsil ve takip edilmesi, alacakların tahsil edilmemesi halinde doğacak kayıpların tam olarak karşılanması, satıcı firmaya kredili satış tutarlarının belirli bir oranında kredi verilmesi, potansiyel ve mevcut müşterilerin mali durumları hakkında bilgi toplanması ve malların satış imkanlarını arttırmak üzere piyasa araştırması yapılması gibi fonksiyonları üstlenir.

Sonraki yazılar »